Blog16-

Seslendirme ve Sesi Doğru Kullanma

Hemen hemen hepimiz dublajlı olarak izlediğimiz yabancı film ve dizilerde duyduğumuz seslerin gerçek sahiplerini merak etmişizdir. Yüzlerini görmesek de seslerinden tanımaya başladığımız bu kişilerin yaptığı iş ‘Seslendirme (Dublaj)’, kendileri ise ‘Seslendirme Sanatçısı’dır. Genel anlamıyla seslendirme; yabancı dilde hazırlanmış film ve ses kayıtlarının, Türkçe’ye sesli tercüme edilip, aynı kayda yeniden montajı işlemidir. Biz kısaca ‘çekilmiş bir filmi sonradan seslendirme veya yabancı dilde çekilmiş bir filmi yerli dile çevirme işlemi’ olarak da tanımlayabiliriz.
Ülkemizde ilk seslendirme, 1932 yılında Bir Millet Uyanıyor filmine, ilk yabancı film seslendirmesi ise, 1933 yılında Alman savaş filmi olan Güneş Doğarken‘e  yapılmıştır. Günümüzde gelişmiş teknoloji sayesinde, film, çizgi film, dizi, belgesel, reklam, bilgisayar ve konsol oyunları, internet, sesli kitaplar gibi pek çok alanda seslendirme yapılıyor. Mesleği icra etme alanı genişledikçe, seslendirme sanatçısına olan ihtiyaç da her geçen gün artıyor. Seslendirme sanatçıları, seslendirdiği karakterin vurgu, ifade, ses ve duygu seviyesini baz alır. Bir açıdan bakıldığında seslendirme de oyunculuk olarak görülebilir. Mikrofonun önünde tamamen sesin ön planda olduğu bir sahne düşünülebilir. Filmlerde oyuncuların fiziksel hareketler, çeşitli yüz ifadeleri ve değişken duygu geçişleriyle oluşturdukları karakterleri, seslendirme sanatçıları sadece sesleriyle seyirciye aktarır.
Başarılı bir seslendirme sanatçısı olmak için sesimizi nasıl kullanabileceğimizi bilmek oldukça önemlidir. Bu konuda öneriler göz atalım;
  • Öncelikle nefesmizi doğru kullanmalıyız. Bu, tam zamanında yeterli ölçüde nefesin alınması ve alınan bu nefesin okuma ya da konuşma esnasında azar azar verilmesidir. Nefes; sakin, derin, düzenli, çabuk ve gürültüsüz alınmalıdır.
  • Diksiyonumuzun düzgün olması, anlaşılabilmemiz için önemlidir. Doğru telaffuz, tonlama ve vurgu duygunun seyirciye başarılı bir şekilde aktarılmasını sağlar.
  • Düşük tonda bir sesin kayıt sonrası ayarlanması zor olur. Mikrofonda konuşurken sesimizi işitebilmeliyiz. Seslendirme yaparken alçak-orta-yüksek tonlardaki ses geçişlerimizi, net duyulur bir şekilde yapmalıyız.
  • Metne uygun bir tonda akıcı konuşabilmeliyiz. Akıcı konuşmak, hızlı konuşmakla karıştırılmamalıdır. Burada önemli olan, metinde yazan sözcükleri karakterin duygusuna ve konuşma hızına uygun olarak tane tane, duraksamadan okuyabilmektir.
  • Sesimizin karaktere uygun olması önemlidir. Ses, seslendirdiği karakterle bütünleştiği zaman anlam kazanır. Ses rengimiz karakterin ruhunu yansıtabilmelidir. Yumuşak, narin bir ses rengimiz varsa, bir seri katili seslendirmemiz çok gerçekçi olmayacaktır.
  • Bükümlü olmayan bir ses duygu değişimini seyirciye tam olarak aktaramaz. Sesimizin tek düze olması seyirciyi sıkar. Bir karakteri seslendirirken o kişi olmalıyız. Karakterin rolünün ne olduğunu, nasıl bir mizaca sahip olduğunu anlayabilmeliyiz. En ince ayrıntısına kadar karakterin hareket ve duygularını sesimizle yansıtabilmeliyiz. Bir iç çekiş, zorlanma, rahatlama gibi. Tamamıyla seslendirdiğiniz karakterin aynası olmalıyız. Üzüntü, kızgınlık, korku, şaşırma, tiksinme/iğrenme, aşağılama/küçümseme ve sevinç/keyif gibi belli başlı duygu temrinleri arasında sesimizle rahatlıkla geçiş yapabilmeliyiz. Hangi duyguda ses rengimizin nasıl değiştiğini biliyor olmalıyız.
  • Sesimizi doğru kullanmayı; okuyacağımız bir kitapla veya bir süre gideceğimiz kursla öğrenemeyiz.  Yetenek ancak çok pratik yaparak geliştirilir. Bu işin olmazsa olmazı pratik yapmaktır.

İlgili Gönderiler

Yorum yaz