Blog17

Sahneden Kamera Önüne Geçiş

Oyunculuk eğitimi aldınız. Tiyatro sahnesinde sayısız temsilde yer aldınız. Çoğu gösterimin sonunda ayakta alkışlandınız. Artık oyunculuğu farklı alanlarda da yapma vaktinizin geldiğini düşünüyorsunuz. Bir sinema filmi ya da bir dizide oynamak ne güzel olurdu, değil mi?
Bu isteğinizi gerçekleştirmek için deneme çekimine gider ve öğrendiğiniz her şeyi kamera önünde unutursunuz. Çalıştığınız metni canlandırmaya başladığınız daha ilk anda nazik bir ses duyarsınız: “Lütfen çok hareket etmeyin, sadece bir adım öne ya da yana.” “Pardon çok öne geldiniz, ışığı geçmeyelim” vb.  “Bir kayıt daha alalım yedek olsun, bu sefer elinizi kolunuzu fazla hareket ettirmeyin”,“İfadeniz çok abartılı, biraz daha minimal oynayın”, “Sesinizi bu kadar abartmanız gerekmiyor, duyguyu gözünüzden verin yeter”. Genelde deneme çekimlerinin sayısı zamana, çeken asistanın o an ki ruh haline, randevu saatine, bekleyenlerin yoğunluğuna göre değişir. O gün ikinci çekiminizi de yapsanız, asistanın yüzünde “bu sefer de olmadı” ifadesini görebilirsiniz. O ifadenin anlamı: “Bu çok duygusuz oldu”, “Enerjin çok düşük”, “İfaden çok donuk” vb.dir. Endişelenmeyin yalnız değilsiniz. Bu yaşananlar çok normal. İyi sahne eğitimi almış çoğu oyuncu ne kadar yetenekli olsalar da ilk kez kamera önüne geçtiklerinde sıkıntı yaşarlar. Peki bu sıkıntı nereden kaynaklanıyor?
Her ikisinin temelinde eğitim ve yetenek olsa da, sahne ve kamera önü oyunculuğu birbirinden farklı alanlardır. Gelin beraber inceleyelim.
  • Tiyatroda, bir oyun seçmesine daha önceden defalarca prova ettiğiniz bir tiradla katılabilirsiniz. Oyuna hazırsınızdır ve sahneye bunun rahatlığı ile çıkarsınız. Tiyatroda jüriye canlı oynanırsınız. O an değerlendirilirsiniz. Tüm hareketleriniz ve sesiniz salonda sizi seyredenlerin görebilmesi ve duyabilmesi içindir. Kamera önünde ise, deneme çekimine genelde 2-3 gün önce elinize geçen metne çalışarak girersiniz. Tüm hareket ve sesiniz yakın mesafede tam önünüzde duran kamera içindir. Kameraya doğru oynarsınız. Değerlendirmeniz sizin kameradan aktarabildiğiniz görüntünüz üzerinden yapılır.
  • Tiyatroda kadrajınız, üzerinde bulunduğunuz sahne sınırları kadardır. Alanı rolünüze uygun bir şekilde istediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Kamerada ise kadrajınız genellikle bir iki adım genişliğiniz kadardır. Kadrajın sınırları içerisinde oynamalısınız.
  • Sahne oyuncularını kamera önüne geçtiklerinde zorlayan bir başka neden de “Tiyatro oyunculuğu büyük; film ya da TV oyunculuğu küçük olmalıdır.” söylemidir. Çoğu sahne oyuncusu kamera önüne ilk geçtiğinde istem dışı bu söylemin etkisinde kalır. Kamera önünde ifade ve hareketlerini kısar. Bu enerjilerinin düşmesine neden olur. Sonuçta ekranda duygusuz ve donuk bir görüntü ortaya çıkar.

Son olarak, Oyuncu koçu John Sudol’a göre çoğu sahne oyuncusunun eğitimlerinin temeli, iki ana sözsüz iletişim aracı üzerine inşa edilmektedir: “Beden ve Ses”.  Kamera önü oyuncuları ise eğitimlerini üç ana sözsüz iletişim kanalı üzerine inşa ederler: “Beden, Ses ve Yüz”.  Sahne ve kamera önü oyuncusunu birbirinden ayırın asıl fark da budur. Seyircinin ekranda seyrederken dikkatini çeken belli başlı duygu ifadeleri vardır: Üzüntü, kızgınlık, korku, şaşırma, tiksinme/iğrenme, aşağılama/küçümseme ve sevinç/keyif. Kamera önü oyuncuları bu duygusal ifadeleri eğitimle edinir ve istenildiği anda istenilen dozda kamera önünde aktarırlar. Sudol, kamera önü oyunculuk eğitimi almamış oyuncuların, bu aktarım esnasında sıkıntı yaşadıklarını belirtmektedir. Bazı sahne oyuncularının, anlık duygu içselleştirme kanalları çok gergindir. Hangi duygunun ifade edileceğini bilemezler. Bazıları ise, hangi duygunun nasıl ifade edileceğini bilirler, anlık içselleştiremedikleri için nasıl ifade edeceklerini bilemezler. Bazı oyuncular da kamera önünde anlık içselleştirmeyi bir uyaran olmadan dışarı aktaramazlar.

Bu deneyimi; kamera önü oyunculuk eğitimi alarak, efsanevi oyuncuların filmlerini seyrederek, oyuncuların film deneme çekimlerini gözlemleyip, pratik yaparak edinebilirsiniz.

İlgili Gönderiler

Yorum yaz