Blog20-

Oyunculuk Teknikleri

Oyunculuğun kökeni Antik Yunan dönemine dayanır. Oyunculuk tarihi boyunca birbirinden farklı oyunculuk tekniği, farklı ekoller ve bu ekolleri yaratan öğretmenlerin olması çok doğaldır. Oyunculuğun temeli aynı olsa da her öğretmenin tekniği farklılık gösterir. Bu fark da ekolleri yaratan öğretmenlerin birbirinden farklı uzmanlık alanlarının olmasından kaynaklanır. Daha önce oyunculuk eğitimi aldıysanız bu tekniklerden en az birini deneyimleme fırsatınız olmuştur. Gelin bu tekniklerin en bilindik olanlarını birlikte inceleyelim.

Stanislavski Metodu – Konstantin Stanislavski 

Konstantin Stanislavski 1863-1963 yılları arasında yaşamış bir Rus oyuncu ve yönetmendir. Günümüzde klasik oyunculuk olarak adlandırılsa da Stanislavski Metodu, oyunculuğun yapı taşlarını oluşturmuş, kendinden sonra gelen tüm ekollerin doğmasına ilham kaynağı olmuştur.

Stanislavski Metodunda; oyuncular kendi duygu ve deneyimlerinden faydalanarak canlandırdıkları karakteri gerçek kılarlar. Oyuncu kendini karakterin aklına sokabilmeli ve onun özdeşleşen özelliklerini bulup, karakteri yaşayarak canlandırmalıdır. Burada oyuncunun kendine sorması gereken en önemli soru “Eğer ben karakterin yerinde olsaydım ne yapardım?” olmalıdır. Karakterin başına gelen olay “sizin” başınıza gelseydi “siz” ne yapardınız sorusunun cevabı oyunculuğun temelidir. Bu sorular sizin metindeki amacınızı ve sizi motive eden duyguyu bulmanızda yardımcı olan sorulardır. Amacınız alacağınız aksiyonları gerçek kılar. En bilindik önermesi; eğer karakter bir yakınını kaybettiyse ve siz de bir yakınınızı kaybettiyseniz, hislerinizi açığa çıkarın. Ne hissetmiştiniz? Ne yapmıştınız? Bu olay gerçekleştiği zamanı hatırlayın. Bütün bu sorular karakterinizi yaşanır kılmanıza yarayacaktır.

Metot Oyunculuk – Lee Strasberg

Lee Strasberg 1901-1982 yılları arasında yaşamış Amerikalı oyunculuk öğretmeni, oyuncu ve yönetmendir. Stanislavski’den ve psikolojiye olan ilgisinden de etkilenerek tekniğini geliştirmiş ve günümüzde Metot Oyunculuk olarak bilinen tekniği yaratmıştır. Metodun ana temeli, karakterin tüm özelliklerini derinlemesine özümsemektir. Bu teknik, hem duygusal hem de zihinsel olarak karakterle erişilebilen en derin bağın kurulması temeline dayanır. Karakterin geçmişi nasıldır, özel hayatı, alışkanlıkları nelerdir? Burada önemli olan nokta, karakterin yaşamını sanki kendi yaşamınızmış gibi içselleştirebilmenizdir. Strasberg’in kullandığı en etkili yöntemlerden biri hatırlama tekniğidir. Bu teknik, tüm yaşantınız boyunca deneyimlediğiniz her türlü duygu, his veya tepkiyi olabildiğince hatırlamanız ve gerektiğinde canlandıracağınız karakter için kullanabilmeniz temeline dayanır. Lee Strasberg tekniği ile ilgili “Oyuncu metodu öğrenirken kendine uyan biçimi ile öğrenir. Her oyuncunun deneyimleri ve öğreniş biçimi farklıdır. Özetle, bu metot oyuncunun nasıl öğrendiği ve öğrendiği şeyi nasıl aktardığı ile ilgilidir” der.

Adler Metodu – Stella Adler

Stella Adler 1901-1992 yıllarında yaşamış, Stanislavski’nin kendinden birebir eğitim alan tek Amerikalı oyuncudur. Adler tekniğinde ayrıntıya oldukça önem verilir. Sahne üzerinde yapılan her hareketin mutlaka bir nedeni olmalıdır. Adler kendi metodunu, Stanislavski ve Strasberg üzerine geliştirmiştir. Onların tekniklerden metot olarak ayrıldığı nokta; duygulardan ziyade hayal gücüne önem vermesidir. Adler bu durumu şu şekilde açıklar; “Yaşadıklarım üzerine oyunculuğu temellendirmek.. Örneğin; annemin ölümünü hatırlamak, hastalıklı bir durumdur. Eğer bu oyunculuksa, bunu yapmak istemem.”

Meisner Tekniği – Sanford Meisner

Sanford Meisner 1905-1997 yılları arası yaşamış Amerikalı oyuncudur. Lee Strasberg ve Stella Adler ile yaptığı çalışmalardan sonra, 1930’lu yıllarda bugün Meisner olarak bilinen kendi tekniğini geliştirmiştir. Meisner tekniği, oyuncunun tamamen karşısında yer alan diğer oyuncuya odaklanması temeline dayanır. Onun gerçek olduğuna ve sadece o anda var olduklarına odaklanır. Sanki iki oyuncu da aynı anda aynı balonun içindeymiş gibi. Oyun, oyuncuların birbirlerine verdikleri etki-tepki üzerine kurulur. İki oyuncunun oluşturduğu bu gerçek an, ekrandan seyirciye mükemmel bir uyum olarak yansır. Yönetmen Elia Kazan, Meisner tekniği için; “ Yönetmen gözünden bakın; eğer bir oyuncunun eğitimi Meisner tekniğine dayanıyorsa, bu yönetmen olarak sizin için bir lütuftur.” der.

Son olarak, her oyuncunun bir tekniği özümseme ve gerçek kılma şekli farklıdır. Burada belirtmediğimiz Uta Hagen, Viola Spolin, Michael Chekhov veya Eric Morris gibi metotları da dahil ederek sizin kendinizi hangi metoda ne kadar yakın hissettiğinizi keşfetmeniz önemlidir. Sadece bir metotla ilgilenebileceğiniz gibi farklı farklı metotları da çalışabilirsiniz. “Oyuncu bir karakteri yaratırken hangi metodu çalışırsa çalışsın, günün sonunda neyi özümsediyse sadece onu kullanır. O anın içindeyken, kendi içinde karakterine uyan ne varsa onu kullanırsın. Geçen hafta ölen anneni düşünebilirsin, her hangi bir şeyi düşünebilirsin. Bu noktada benim için önemli olan iki şey: kendine zarar veremezsin; başkalarına zarar veremezsin. Oyun esnasında, oyunculuğunun o en yüksek noktasına seni getiren hangi vahşi düşüncelerin olursa olsun önemli değildir, yeter ki kendine ve başkalarına zarar verme!” Robert De Niro’nun bir röportajından.

Kaynak: iml.jou.ufl.edu – www.backstage.com

İlgili Gönderiler

Yorum yaz